Heyy BEN BURCU YAZDIĞIMI GÖRÜYOSAN BENİ ARA KONUŞALIM BOŞALTİM SENİ :))
NUMARAM: 0035 351 57 32

dul ve çekici olmak çok zor

Merhabalar. Adım Zerrin, 46 yaşında, esmer
ve dul bir kadınım. 2 yıl önce
bir trafik kazasında kaybettiğim Fabrikatör
Kocamdan kalan Fabrikanın yönetimiyle ben
ilgilenmeye başladım. Kızım da Amerikada
Üniversitede okuduğu için, 2 yıl boyunca tek
başıma tüm zamanımı Fabrikanın işleriyle
harcadım, ama malesef mizacım iş
kadınlığına elvermediğ inden ve parasal
sıkıntım olmadığından sonunda Fabrikayı
satmak zorunda kaldım. Kocam çok zengin
biriydi, Fabrikanın haricinde daha birçok
gayrımenkulden oluşan yüklü bir miras
bırakmıştı. Takriben 1,5 yıldır da mirasla
uğraşmaktan kendime hiç zaman
ayıramamıştım. Parasal işlerimi Şişli
taraflarındaki bir Banka şubesi ile
hallediyordum. Küçük bir şube seçmemin
sebebi, yüklü mevduatım olduğundan çok
daha samimi ve kolay işlem
yaptırmamdandı.
Bir gün yine gelen faizleri ve kiraları
kontrol etmek için şubeye gittiğimde, yeni
bir memurun işe başlamış olduğunu gördüm.
Diğer çalışan 7-8 kişinin arasında hemen
göze batıyordu. Çok yakışı kl ı bir gençti, 1.80
boylarında, temiz yüzlü, atletik yapılı biriydi.
Görür görmez bayılmıştım. Şöyle bir ellerine
baktım, yüzük filan yoktu, muhtemelen
bekardı. 2 yıldır işten güçten başımı
alamamış, ancak kendimi toplamışım, bir
anda tahrik olmuştum, içim erimişti görünce.
Müdüre han ımın yanında kahvemi içerken,
hesaplarımı kontrol ettim. Müdüre han ımla
konuşurken, öylesine işe yeni başlayan
memurdan bahsettim. Müdüre han ım da
sinsice gülümseyerek, “Evet yeni başladı,
ismi Selim. Daha bekar ve üstelik sizin
semtte oturuyor!” :)) dedi. Neyse, ben
kahvemi bitirdikten sonra şubeden ayrılıp
eve döndüm. Ama kafama takmıştım bir
kere, bu yeni gelen çocuğu daha yakından
tanımam lazımdı…
Ne yaparım, nasıl yaparım diye düşünürken,
aklıma birşey geldi. Bankadakiler saat 18:00
de paydos ediyorlardı, akşam 17:15 gibi
Müdüre hanımı arayıp, “Ah şekerim sorma,
öğlen unutmuşum, bu akşam bir düğüne
gideceğim, hediye almam lazım, bizahmet o
yeni gelen memur çocukla bana 1.500 TL
gönderiver, sana verdiğim vekaletten
halledersin! Adı neydi, Selim miydi? Nasıl
olsa bizim semtte oturuyormuş!” dedim.
Müdüre han ım da, “Tamam, hemen
yolluyorum!” dedi. Ben de hemen bir duş
alıp bornozumu giydim ve Selimi beklemeye
başladım. 15 dakika sonra Selim kapıyı
çaldığında bornozla kapıyı açtım. Elindeki
zarfı göstererek, “Müdüre han ım gönderdi…”
dedi. Parayı teslim aldığıma dair Makbuz
imzalatması gerekiyordu. “Gel canım, içeri
buyur!” diye salona aldım. Selim sıkıla sıkıla
içeri girdi, parayı saydı uzattı. “Ah canım
sana da zahmet oldu, ama görüyorsun halimi,
hazırlanmam lazımdı, buyur geç, şöyle otur!”
diye üçlü koltuğu işaret ederek oturtup, ben
de hemen yanına oturdum. Ve o an bacak
bacak üzerine atarak ilk frikiğimi verdim,
neredeyse kalçama kadar bacaklarımı açtım,
bornozun önü de baya aralık, göğüslerim
olduğu gibi meydandaydı…
Selimin gözleri bir göğüslerimde bir
bacaklarımdaydı. “Dur sana içecek birşey
ikram edeyim, eh buraya kadar zahmet edip
geldin…” dedim. Kalkıp iki bardak Viski
doldurdum ve biraz daha yakınına oturdum.
Artık kalçam Selimin bacağıyla temas
halindeydi. Selim makbuzu imzalattıktan
sonra Viskisini fondip yaptı ve göğüslerimle
bacaklarımı süzerek, “Başka bir arzunuz
varmıydı Zerrin han ım?” dedi. Selimin
önüne baktığımda siki neredeyse
pantolonundan fırlayacak gibiydi, hiç
düşünmeden elimi pantolonunun üzerinden
sikine atıp kavradım, “Bunu istiyorum!”
dedim ve dudaklarına yumuldum. Selim
dudaklarımı koparırcasına öperken, benim
de ellerim önce gömleğini sonra pantolonunu
çıkartmakla meşguldü. Dudaklarım ve dilim
Selimin ağzında, dillerimiz birbirine
dolanmış vaziyette iken, Selimin elleri de
göğüslerimi kavramış, okşamakla sıkmak
arasında dolaşıyordu. O onda am ımın suları
şarıl şurul akmaya başlamıştı zaten…
Ben Selimin külodunu da bir çırp ıda aşağı
indirdiğimde, kazık gibi siki fırlamıştı.
Hemen eğilip sikinin mantar gibi başını
ağzıma aldım ve emmeye başladım. Elimi de
taşaklarına attım, taşaklarını sıktıra sıktıra
sikini emiyordum. Selim de boş durmuyor,
elleri kah göğüslerimde kah kalçamda
okşamalarına devam ediyordu. Bir anda
kalkıp Selimin kucağına oturdum, sikinin
başı göbeğime geliyordu. Dudaklarımız tekrar
birleşmiş, şehvetle birbirini emip ısırırken,
biraz kalkıp elimle Selimin sikini am ıma
denk getirip üzerine bıraktım kendimi. O
anda zevkten ölebilirdim, Selimin kazık gibi
siki bir anda içime saplanmış ve tiz bir çığlık
atmıştım. Dibine kadar aldıktan sonra yavaş
yavaş oturup kalkarak kendi kendime gitgel
yapıyordum. Müthiş bir şehvet Okyanusunda
yüzüyordum sanki, her oturuşumda
neredeyse çığlık atıyordum. Amımdan sular
akmaya başladığında inleyerek birden
hızlandım. Selim ise altımda resmen
böğürüyordu. Tam gelmek üzereydim, birden
hızla oturup Selimin sikini am ımın içinde
kasarak hapsettim ve sarsılmaya başladım…
Selim de, “Uuuaaoohhh, geliyorummm! diye
inleyerek alttan kalçasını kaldırarak dahada
derine girdi ve lavlarını içime boşaltmaya
başladı. Tırnaklarım Selimin etlerine geçmişti
neredeyse. İkimiz aynı anda gelmiştik ve ben
bunca yıllık evlilik hayatımda hiç
tadamadığım bir orgazm yaşıyordum. O
vaziyette, siki içimdeyken bir müddet
Selimin kucağında kaldım. Sehpadaki
telefonum çalmaya başladı, Selimin
kucağından inmeden telefona uzanıp cevap
verdim. Müdüre han ım arıyordu, “Zerrin
Hanım, Selim geldi mi?” dedi. Ben de titrek
bir sesle, “Geldi geldi! Şu anda içerde!”
dedim. Müdüre han ım da, “OK!” dedi
kapattı…
Kalkıp Selimle birlikte duşa girdik. Yıkandık
çıktık. “Hadi giyinip yemeğe gidelim!”
diyerek lüks bir restorana götürdüm Selimi.
Yemeğimizi bir şişe şarap eşliğinde yeyip
tekrar eve geldik. Daha kapıyı kapar
kapamaz Selime saldırdım, koridorda
birbirimizi soyarak yatak odama geçtik. Beni
sırtüstü yatağa atıp, direk amıma yumularak
dillemeye başladı. Yatakta biraz döndü ve
siki tam suratımın üzerine geldi. 69
olmuştuk. Ben de onun sikini tutup emmeye
başladım. Birbirimizinkini çılgınlar gibi
emerken, o an bir kere orgazm oldum,
sularım akmaya başlamıştı. Selimin siki kazık
gibi olmuştu, ağzıma sığdıramıyordum. Sikini
elimle kavradım ve iri göğüslerimin arasına
aldım. Selim göğüslerimi biraz siktikten
sonra dönerek kasıklarıma oturdu, üzerime
eğilip göğüslerimi emmeye ısırmaya başladı.
Dayanamıyordum artık, bacaklarımı açmaya
başladım. Selim de üzerimden indi, ayak
bileklerimden kavrayıp ayaklarımı omzuna
koydu, nabız gibi atan sikini am ımın
dudaklarıma sürmeye başlamıştı. Zevkten
çıldırıyordum, inlemelerim duvarlarda
yankılanıyordu…
Az sonra Selimin sikinin santim santim
amımın içine kaydığını hissediyordum.
Tamamını içime köklediğinde bir çığlık daha
atmıştım. Zira amım Selimin sikine göre dar
geliyordu. Hele Selimin am ıma geçirirken,
“Ohhh yavrum, ne kadar dar amın var! Ben
bu am ı sabahlara kadar sikmezmiyim!” gibi
konuşmaları benim aklımı tümden alıyor,
daha çok tahrik oluyor ve kendimden
geçiyordum. Nasıl dediğime ben de
şaşırıyordum, ama ben de Selime, “Sik
koçum! Parçala am ımı! Bu am ın bundan
sonra tek sahibi sensin! Sok erkeğim, bitir
beni! Yerim senin o muhteş em yarağını!”
gibi laflar ediyordum. Selim de daha sert ve
hızlı basıyordu. Beni altında katlamış gibiydi
ve sikinin baskısını taa midemde
hissediyordum, ama buna rağmen ben de
kalçamı ona doğru iterek dahada içime
almaya çalışıyor ve “Sokkkk! Daha sokkk!”
diye bağırıyordum. Kaçıncı orgazmım
olduğunu sayamadım…
Selim beni evire çevire yarım saate yakın
sikti. En son beni domaltarak gitgel
yaptığında artık ben perişan olmuştum ve
“Boşallll! Boşal artık erkeğim! Ben
bitttimmm!” demiş tim. Selim de daha da
hızlanarak, “Geliyorummmm aşkımmmm!”
diyerek içime fışkırmaya başlamıştı. Müthiş
birşeydi! Tüm evliliğimdeki sikişmelerimin
hepsinin toplamından daha çok zevk
almıştım. Artık Selim benim erkeğim
olmuştu. O gece Selim bende yattı ve beni
birde hiç sikilmemiş bakire götümden
siktikten sonra uyuduk. Sabah erkenden
Selim uyanmış ve am ımı yalayarak beni de
uyandırmıştı. Sabah sikişinden sonra o işe
giderken, ben yatakta öylece kalakalmıştım.
Öğleden sonra Şubeye uğradığımda Müdüre
Hanım bana, “Hoşgeldiniz Zerrin han ım!”
derken yüzünde muzip bir gülümseme vardı.
“Zerrin han ım, umarım dün sizi memnun
edebildik?” deyince , ben de aynı muzip bir
gülümsemeyle, “Nasıl mutlu olduğumu
bilemezsiniz, çok teşekkür ederim!” dedim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir